20 Ekim sabahı büyük bir coşkuyla uyandık. Haftalardır
sabırsızlıkla beklediğimiz ve hazırlığını yaptığımız o gün
gelmişti. Ankara'ya gidecektik ve Ankara'daki Kıbrıslı
öğrencilerden oluşan bir takımla halı saha maçı yapacaktık.
Uzun zamandır görmediğimiz arkadaşlarımızla buluşacak
olmanın verdiği mutluluğun yanı sıra, maçı kaybetme
düşüncesinin verdiği tatlı endişe de bizi tüm gece uyutmamıştı.
Ne de olsa bir aydır bu maç için çalışıyorduk.
Sabah erkenden tren garına gittik ancak orada aldığımız bir
haber bizi derinden etkiledi. Arkadaşımız Ali hasta olmuş,
hastaneye yatmıştı; bu yüzden Ankara'ya gelemiyordu. Başta bu
bizi çok üzse de Ali'nin iyi olduğunu bilmek bir nebze de olsun
içimizi rahatlatmıştı, ayrıca artık maçı kazanmak için bir nedenimiz daha vardı: Ali için yapacaktık.
Maç taktikleri ve stratejilerle geçen bir buçuk saatlik tren yolculuğunun ardından, maç yemeğimizi
Ankara Tren Garı'nda yedik.
Daha sonra kalacağımız yere yerleştik, sponsorumuz Mem’s Plus
Constitution tarafından yaptırılan formalarımızı giydik ve maçın
oynanacağı halı sahaya doğru yola çıktık. Halı sahaya
geldiğimizde gördüğümüz kalabalık, heyecanımızı ikiye katladı.
Çok sayıda Kıbrıslı arkadaşımız destek için oradaydı. İlk başta
deplasman takımı olarak bu kalabalıktan endişelensek de,
düşüncemizin aksine bizi maç boyunca evimizde gibi
hissettirdiler. Ben Doğuş, Aler, Zeki, Özver, Burak ve Mustafa'dan
oluşan KTÖB Eskişehir takımı; Nevzat, Cevdet, Mehmet,
Hüseyin, Gürdal ve Can'dan oluşan KTÖB Ankara takımını 6-5
mağlup etti. Tam da adına yakışır şekilde geçen bu gösteri maçı,
gerek oynanan futbol gerek izlemeye gelenlerle ilerleyen
zamanlarda yapılacak olan Türkiye geneli KTÖB Ligi için büyük
bir beklenti ve ilgi oluşturdu.
Maçtan bir gün sonra yapılan büyük Ankara buluşması ise adeta bir Kıbrıs esintisi yarattı, gerek çalan
şarkılar gerekse yapılan gösteriler bizi ülkemizde hissettirdi. Memleket hasretiyle yanan bizler için bu
buluşma paha biçilmez bir final oldu.